Kayıtlar

Aralık, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ceylan Ertem - Esmer (Cover)

Resim
✋Bu içerik Kişisel Blog - KitapcininNotlari Tarafından Hazırlanmıştır.

Yılan İle Dervişin Hikayesi

Bu yaşıma kadar beni derinden etkileyen iki kısa hikaye var. Birini anlatmıştım sana. Yılanla dervişin hikayesini. Bilenler hatırlar, bilmeyenler de iyice okumalı. Zaten son bir saattir daha farklı bir anlamla düşünür oldum bende. "Bir zamanlar bir derviş ve bir yılan çok yakın dost olmuşlar. Öyle ki birbirlerini hiç konuşmadan bile anlarlarmış. Derviş fakirmiş. Ailesiyle birlikte küçük bir evde yaşarmış yılanın kovuğuna yakın. Derviş ne zaman sıkışsa yılan kovuğuna girer bir altın para verirmiş dostuna. Almak istemezmiş derviş. Yılana kalsa zaten bütün parasını verebilirmiş de gücendirmek istemezmiş dostunu, bu yüzden sıkıştığında ihtiyacı kadar verirmiş. Bir gün derviş o kadar hastalanmış ki yatağından kalkamayacak hale gelmiş. Dostunun kendisini merak ettiğini bildiğinden yılana küçük oğlu ile haber göndermiş. Çocuk gitmiş yılanın kovuğuna anlatmış babasının halini. Doktor çağırmaları için yılan dostuna yardım etmek istemiş. 'Bekle' demiş çocuğa ve girmiş kovuğuna. Bi...

En Uzun Gece

Resim
21 aralık... Yılın en kısa günü, en uzun gecesi. Bir de kış mevsiminin ilk günü.  Ş imdi size tut up dünyanın güneş etrafında dönmesinden filan bahsetmeyeceğim elbette. Aslında bu satırları yazmamın tek bir sebebi var. Küçük İskender'in daha önce sizinle paylaştığım yazısından birkaç satır. ( https://www.kitapcininnotlari.tk/2018/12/kucuk-iskender-bir-nedeni-yok-yalnzca.html)   Aslında söz çok güzel olsa da tüm paragrafa bakmak gerekiyor bence. Öylesi daha anlamlı... " İnsan inandığı şeyler uğruna muhteşem hatalar da yapabilir. Kızmamalısın. Darılmamalısın eğer bir kardeşlik varsa aranızda. Sevgi, hoşgörü takıntıları da değil. Bir elmanın kırmızı olması, bir gülün öyle kokması, bir derdin halledilmesinin ardından gelen ferahlık kadar sıradan ve güzeldir hata yapmak da. Aşka çılgınlığın yakıştığı çağları neden unutalım? Neden tarihin çuvalına tıkalım tatlı serseriliği, az biraz sergüzeşt olmayı? ! Ilımlılık mı kurtaracak insanlığı? Alttan alma mı örtecek bunca çirkefi, zo...

Küçük Bir Çocuk

Özlemenin duvarları kalın ve ses yalıtımlı. Ne kadar çığlık atarsanız atın kimse duymuyor. Kayıp bir eşya gibiyim şimdilerde, bir yerlerde alelade unutulmuş. Bir otobüste mesela, gideceği yerden habersiz. Sahibinden habersiz yere düşüp koltuğun altına yuvarlanmış bir bozuk para gibi bekliyorum birinin uzanıp beni bu karanlıktan çıkarmasını. Karanlıktan korkan küçük bir çocuk gibiyim şimdilerde, şehrin tüm ışıklarının altında uyumaya çalışıyorum. Ahşap bankların yumuşaklığı gibi sarıyor sevgin beni. Başımı kaldırıp yıldızlara bakıyorum, çok uzaklar göremiyorum. Başımı çevirip gençliğime bakıyorum, çok uzak göremiyorum. Sanki başkasının hayatıymış gibi bölük pörçük hatıralar canlanıyor gözlerimde. Kulaklarımda hiç tanımadığım insanların sesleri. Sanki sesler, o anlara, o insanlara ait değillermiş gibime geliyor. İnsan olmanın en güzel tarafı, her şeyi hatırlamak istediğimiz gibi hatırlıyoruz. İlkbaharda savrulan bir çınar ağacı yaprağı görüyorum geçmişimde. Yanlış baharda kopmuşu...

Herkes Bir Gün Unutulur! Yeter Ki...

Artık izin vermek gerek geçmişin, geçmişte kalmasına. Bir insanla az veya çok, uzun yıllar veya kısa zamanda bir şey yaşadınız ve bitti. İlişki bitti ancak siz hala geçmişte takılı kalıp unutamıyor musunuz? İşiniz gerçekten çok zor demektir ancak çaresiz de değilsiniz aslında. Bazen hayat dibe vurur. Öyle böyle değil hemde direkt çakılırsınız yere. Aileniz, işiniz, özel hayatınız berbat bir hal alır. Aslında tam o nokta size hayatınızı değiştirmek için bir fırsat yaratır. Eski iş, eski ilişkiler, eski sorunları geride bırakıp, yaşınız kaç olursa olsun, yeni bir şeylere başlamanız için. Elbette bu kolay değil. Eğer başarırsanız sonucu hakikaten hoşunuza gidecektir. Sevgilinizden ayrıldınız, işinizden ayrıldınız, depresyondasınız, evinizden/odanızdan çıkmıyorsunuz. Bir kalkıp yüzünüzü yıkasanız aslında o kadar çok şey var ki yapabileceğiniz. Yabancı bir dil öğrenin veya bildiğiniz yabancı dili ilerletin, Spor yapın ve hem görünüşünüzü yenileyin hem de öz güveninizi yeniden kazan...

Ama Ben Seni Sevmiştim

Ayrıldık, bitti her şey tamamen... Keşkeler kaldı şimdi senden geriye. Birdi iki oldu acım. Belki de haklısındır, acınacak haldeyimdir. Oysa ben senden bana acımanı istememiştim. Yanımda ol istemiştim, olamadın. Yargılamak kolaydır her zaman. Önemli olan anlamaktır, birlikte ağlamaktır. Siz siz olun sakın birini unutmak için, çivi çiviyi söker diyerek yeni başlangıçlar yapmayın. Varsın o aradığında dağılın, ağlayın, onun yanında olmak için gurursuzlaşın hatta. Yine de kendi çaresizliğinize başka birini ortak etmeyin. O da zamanı geldiğinde sizi çaresiz ve eskisinden daha yalnız bırakacak. Bunu asla unutmayın. Size asla şunu diyemem, kendinize dönün, iyi bir şeyler yapın, kendinizle olan zamanınızı fırsata çevirin filan... Bunları diyen onlarca insan var. Aksine rol yapmayın, ağlayın, özleyin. Haksızca bekleyin hatta. Acı yaşanmalı aşk için. Sarılın acınıza ama başka kimseyi sarmayın bu acıyla. Kimse yarım dudaklı birini öpmek istemez. Bir gün gelecek ve kabulleneceksiniz on...

Ayrılık Sonrası...

Bu yazı gerçekten blog için yazdığım ilk yazı.. Biriyle tanışırsınız, ona yıllarınızı verirsiniz... Ve bir gün gider, sizden de hayatınızda hiç var olmamış gibi yaşamaya devam etmenizi ister. Elbette sadece sözde... İnsanların en büyük korkusu nedir? Bu soruya bir çok farklı cevap bulunabilir elbette. Ancak bana göre en büyük korkumuz unutulmak. Bu korkuyla herkes kendince başa çıkıyor tabi. Mimarlar binalar yapıyor, sanatçılar şaheserler yaratıyor, zenginler okullar vs yaptırıyor. Peki ya biz? Yani sıradan hayatlar yaşayan sıradan insanlar. Evet biz de unutulmamak için eski sevgililerimize işkence ediyoruz. Toplamda ne istediğini bilmeyen, bencil, egoist ve düşüncesiz bir canlı türüyüz. Birilerine işkence ediyoruz ve bize işkence edilmesine izin veriyoruz. Peki ya ne için? Asla geri dönülmeyecek eski günler, artık heyecanını kaybetmiş ve alışkanlığa dönüşmüş hisler için. Pişmanlıklar, yeni bir şeylere başlama korkusu, artık bütün zamanımızın kendimize ait olduğunun...

Küçük İskender - Bir Nedeni Yok Yalnızca Öptüm

Bazı şiirler vardır, tüm zamandan ve insanlardan bağımsızdır. Bazı sözler vardır, mekan kavramından bağımsız bizi alıp götürür.  Bütün insanların nefretinden arınmış bir yazı var hayatımın merkezinde duran. Onu sizinle paylaşmamakla haksızlık etmiş olurum. Üstat, Küçük İskender,  asıl ismi Devran İskender ÖVER. 1964 doğumlu. Tıp ve Edebiyat fakültelerini bırakmış bir metropol şairi. Ve beni benden alan o muhteşem sözleri... Bir Nedeni Yok Yalnızca Öptüm Dudaklarım gerisin geriye çekildi; ağdalı bir sıvının ağır ağır örttüğü, korkunun biçim kazanıp ayağa kalktığı ve ‘hey bana bir şeyler söylemenin vakti geldi’ dediği zamanlarda bekledim seni; gözlerimi kapadım. Bekledim. Beklerken, özlemenin hangi geçitleri geçilmez kıldığını, hangi duyguların insanı hayata kazandırdığını, basite indirgenmiş hüzünlerin geceleri dinlenmeye müsait şarkılarla şahlandığını anlatamadım. Evet, bilmiyordum. Bilmiyordum, kelimelerden arınmış bir cümle kurar gibi sevişmeyi. Sevişirken sözlük k...

Her Kışın Sonu Bahar Mı Gerçekten?

çok mevsim yaşadım ömrümde, her biri ya bir şeyler götürdü ya da bir şeyler kattı bana... Çocukken güzel geçiyor kış, ilkbahar, yaz, sonbahar. Her mevsimde ayrı bir bayram ayrı bir kutlama oluyor. Yazın tatil, güneş, deniz, kışın yılbaşı, kar, okul derken geçip gidiyor. Sonra bir şey oluyor. Büyüyoruz. Mevsimler artık tatil ve oyun demek olmuyor. Dışarıda bahar da olsa içimizdeki eksen kayması yüzünden kışı yaşıyoruz. Şimdilerde bu durum benim için tam tersi. Neredeyse bir yıldır hiç bitmeyen bir kış yaşadı ruhum. Hiç bitmeyecek sanıyordum. Şimdi yaz biterken dışarıda benim içimde çiçekler açıyor. İçim bir tarafta hıdrellez sevinci yaşarken bir taraftan da korkuyor ya bu sevinç yarım kalırsa ve açan çiçeklerim solarsa, ya bu bahar yalancı baharsa diye... Şu an her şey güzel de hayatın öğrettiklerini unuttum mu? Seni hiç bırakmayacağım diyenler keşke seni tanımasaydım diye gitmedi mi? Peki ya ben, ben çok mu masumdum bu yolcukta? Bakalım ne getirecek, ne götürecek hayat... Her...

Gece Notları - III

Bugün bir kaçamak yaptım. Resmine baktım senin gözlerimi kısıp kirpiklerimin arasından. Öyle uzun uzun özlemle bakmadım hem. Beynim uyuşmuştu sessizlikten bir nefes aldım sadece. Bir nefeslik baktım ben fotoğrafı çekerken gülen gözlerine. Ne kalbimin sızlaması önemli oldu o an ne de sızlaması burnumun çok özlemekten. Bir kaçamak yaptım bugün. Sokakta sana benzeyen birini uzun uzun seyrettim. Takip etmek bile geldi içimden. Seni hayal ettim yürürken yolda yanımda yürüyen. Gerçekten o yolda hiç birlikte yürüdük mü diye düşünmeden. Bir kaçamak yaptım bugün. Dolmuşta sen kokan birini kokladım çaktırmadan uzun uzun. Hapsetmek istedim o kokuyu ciğerlerime hiç de hakkım olmadan. Saçların geldi kapattığımda gözlerimi hayalime. Yüzün, ellerin ve boynundaki doğum lekesinde gezdi önce ellerim. Sonra öptüm oradan iyi geceler dileyip açtım gözlerimi gerçekliğe. Ve bir yalan söyledim bugün. Konun geçti bir yerde. Bizi bilenler baktı gözlerime. Aman dedim sorun yok unuttum çoktan. Artık benim...

Gece Notları – II

Hiç ölmeyecek gibi sözler veriyoruz. Seni hep seveceğim diyoruz mesela. Hatta, daima senin kalacağım… Kalamıyoruz. Bir yanımız hep seviyor da bir yanımızın gücü yetmiyor sanki hayatın karşısında durmaya. Herşeyimsin diyoruz. Bir bakıyoruz ki hiçbir şeyim olmuş kaç zaman sonra. İçinde bulunduğumuz zaman hiç bitmeyecek gibi, duygular değişmeyecek, verilen sözlerin unutulacağı gün gelmeyecek gibi çıkıyor ağzımızdan kelimeler pervasızca. Tutunamıyoruz da kalbimizin sessiz haykırışlarına. Teselli aramak neden diye sormuyor kimse bize yalnızca teselli ediyorlar gidişlerin arkasından üzülen kelimelerimize. Üzülmek güzeldir demiyor kimse. Yaşadığın aşkın bedelini böyle ödeyeceksin diyen de çıkmıyor. Mutlu olduysan bunun karşılığı olmayacak mı sanıyordun, sen kimsin ki mutlu olacağını hayal etme cüretini gösteriyorsun hiç demiyorlar. Aşkın şekli değişiyor sonra. Öyle olması gerek en azından. Bize öğretilen bu çünkü bütün aşk kitaplarında. Kamyon arkası sözler çalınıyor kulağımıza. Ama ba...

Gece Notları -I

Gece gelen pişlanlıkların sancısı bitmiyor nedense… Yazılan kaçıncı mektup bu bilmiyorum. Adresi olmayan, alıcısını yalnız kalemin bildiği, kağıdın bile haberinin olmadığı mektuplar serisine bir yenisi daha eklendi, ne mutlu! Senin için daha kaç kalp hırpalamam gerekiyor? Kırdığım kalpler peşimi bırakmayacak. Seni beklerken aldığım ahlar yüzünden mi gelmiyorsun yoksa? Neyse ki tanrı karışmıyor sevgi işlerine.. Şimdi biraz gözyaşı, mum ışında dinlenen, daha önce birlikte dinlenmiş şarkılar filan. Bir selamın yine yıktı tüm çarşıyı pazarı. Sen selam dedin benim selâm okundu musalla caminden. Ne demişti şair? Herkese selam, sana hasret…

Merhaba

Resim
Herkese merhaba, Okur yazarlığın oranı her ne kadar yüksek olsa da maalesef kitap okuma kültürü yüksek bir ülkede yaşamıyoruz… Yine de gördüğüm, duyduğum kadarıyla okuma eğilimimiz gün geçtikçe artıyor. Bende çevremdeki insanlara kitaplar tavsiye edip hediye etmekten hiç bıkmamış biri olarak bu tavsiyelerimi blog üzerinden tüm dünyaya aktarmak istedim. Kendi kısa denemelerimi de okuyacağınız bloğumda ağırlıklı olarak her tarzda kitap yorum-eleştirilerimi bulacaksınız. Birlikte güzel vakit geçirmek dileğiyle