Küçük Bir Çocuk

Özlemenin duvarları kalın ve ses yalıtımlı. Ne kadar çığlık atarsanız atın kimse duymuyor.

Kayıp bir eşya gibiyim şimdilerde, bir yerlerde alelade unutulmuş. Bir otobüste mesela, gideceği yerden habersiz. Sahibinden habersiz yere düşüp koltuğun altına yuvarlanmış bir bozuk para gibi bekliyorum birinin uzanıp beni bu karanlıktan çıkarmasını.

Karanlıktan korkan küçük bir çocuk gibiyim şimdilerde, şehrin tüm ışıklarının altında uyumaya çalışıyorum. Ahşap bankların yumuşaklığı gibi sarıyor sevgin beni. Başımı kaldırıp yıldızlara bakıyorum, çok uzaklar göremiyorum.

Başımı çevirip gençliğime bakıyorum, çok uzak göremiyorum. Sanki başkasının hayatıymış gibi bölük pörçük hatıralar canlanıyor gözlerimde. Kulaklarımda hiç tanımadığım insanların sesleri. Sanki sesler, o anlara, o insanlara ait değillermiş gibime geliyor. İnsan olmanın en güzel tarafı, her şeyi hatırlamak istediğimiz gibi hatırlıyoruz.

İlkbaharda savrulan bir çınar ağacı yaprağı görüyorum geçmişimde. Yanlış baharda kopmuşum dalımdan. Giderken kimse uyarmamış beni. Öyle bir savrulmuşum ki bulamamışım kökümü bir daha. Şehirler, kadınlar, erkekler, çocuklar görmüşüm. Dilini bilmediğim insanların dilinden öpmüşüm Yüzü olmayan erkekler tanıyıp yarım dudaklı kadınları hiç anlamamışım. İnsan nasıl yarım yaşar şimdi anlıyorum.

Altını ıslattığı için annesinden korkan küçük bir çocuk gibiyim şimdilerde, her an uyandırılıp dayak yiyebilirim. Uyurken korkmak, uyanıkken korkmak nedir o zamandan bilmişim. Hayat rüyamda aşkı göstermiş de korkmuşum kaybetmekten. Uyanmaktan korkmuşum da ıslatmışım altımı, ıslatınca uyanmışım yanaklarımı.

Yazarı tarafından yarım bırakılmış bir kitap gibiyim şimdilerde, kaldırıldığım tozlu raflarda tamamlanacağım günü bekliyorum. Neden başladın hikayeme madem bitirmeyecektin diye soruyorum. İçimde tüm kahramanlarım, tüm kadınlarım, tüm canavarlarım yarım kaldı. Uyduruk bir sonla, son vermek istiyorum hikayeme. İzin vermiyorlar. Kalem senin elinde değil, sen kağıtsın diyorlar. Kabul ediyorum, bekliyorum başka hikayelerden sonra sıranın bana gelmesini.

Yorganının altına saklanmış bir çocuk gibi korkuyorum hayattan. Gözlüğümün tek camı kırık, göremiyorum uzak geçmişimi, yakın geleceğimi. Saçları onyedisinde beyazlamış bir sarhoş gibi sarılıyorum hayata, bir ayakta durabilsem tutacağım elinden boştaki elimle. Diğerinde tüm aşkların payına düşen acısını azaltacak gizli bir iksir tutuyorum şarap kadehimde.

Ve sevmeyi hiç becerememiş bir aşık gibi özlüyorum seni. Bütün aşklarımda olduğu gibi kaybettikten sonra anladım değerini. Kimse bana sevmeyi öğretmemişti benim sana öğrettiğim gibi. Özlemenin duvarları kalın ve ses yalıtımlı. İçime akıyor çığlıklarım, benden başka duyan olmuyor...

✋Bu içerik Kişisel Blog - KitapcininNotlari Tarafından Hazırlanmıştır.

Yorumlar

En Çok Okunanlar

Ayrılık Sonrası...

Küçük İskender - Bir Nedeni Yok Yalnızca Öptüm

Gece Notları – II