Tutsak Ruhlu Özgür İnsanlar Yaratıyoruz
Bağımlılık her yanımızı sarmış. Sigaraya, alkole, uyuşturucuya, depresyon haplarına, televizyona, sosyal medyaya, çikolataya, hiç dönmeyecek eski sevgililere, anlamlarını anlamadığımız şiirlere... Bütün bunlara bağımlıyız ve daha nicelerine.
Bize yapıldığını düşündüğümüz haksızlıklara çığlıklar atıyoruz hep kendi haklılığımızı sabit tutup. Kim haksız olduğunu kabul edip bunu göğüsleyebiliyor ki zaten. Bu da bir çeşit bağımlılık değil mi?
Haydi şimdi hep birlikte isyan edelim. Eski sevgililerimize, akmayan trafiğe, durmadan yağan yağmura, sonu gelmeyen doktor sıralarına, politikaya, faizlere. Ama sadece konuşalım öyle. Bizi dinleyen veya dinlermiş gibi yapan herkese haykıralım başımıza nelerin geldiğini. Acizi, yaralıyı, müzdaribi oynayalım hep birlikte. Nasılsa en iyi oynadığımız rol bu. Hep mi bize, diyelim veya ustanın repliğini haykıralım; bu da mı gol değil be, bu da mı gol değil?
Yeterince ağlayıp isyan ettik mi? Peki ne geçti elimize şimdi? Daha mı mutluyuz? Dertlerimiz, tasalarımız sonunda çözüme kavuştu mu?
Yalnızca ağlamak, acıların insanını oynamak, hep bana mı demek çözüm olmadı değil mi? Ne sanıyordunuz ki? İnsanlar kısa bir süre sizi dinleyecek, halinize üzülecek, iki vah vah diyecek ve size arkasını dönecek. Çünkü bir diğer bağımlılığımız da bu. Kimse kendi dertlerinden büyük dertleri olan insanları hatırlamak istemez. Saplantılı bir şekilde kendi derdine takılmışken ona ne sizin basit sıkıntılarınızdan.
E ne oldu şimdi? Aynısını sizde yapmıştınız değil mi?
O zaman başa alalım her şeyi. Günümüzde dertsiz insan zaten yok. Derdinizi anlatınca çözüme kavuşmayacağını da tecrübe ettiniz. Geriye oturup sorunları, nedenlerini ve yapılabilecek muhtemel çözümleri düşünmek kaldı.
Bir de bazen çok acı olsa da kabullenmek. Beklenenin gelmeyeceğini, özlemin bitmeyeceğini, gökyüzünden pembe kalpler yağmayacağını kabullenmemiz gerekir bazen.
Acıyı tıpkı sevgiyi kucaklar gibi kucaklayıp kabul ettiğinizde size düşman değil daha insaflı davranacağına emin olabilirsiniz. Bunu yapmak kolay demiyorum. Hiçbir zaman kolay olmayacak. Çok düşeceksiniz, çok kanayacak dizleriniz, dirsekleriniz. Ve tabi en çok da kalbiniz.
Kimsenin sarmasını beklemeyin yaralarınızı. Zaman kendi kendimize iyileşmeyi öğrenme zamanı. Bunu yapabilirseniz hayatta tutunabilirsiniz. Yok yapamazsanız da geçmiş olsun. Zaman, hayat, insanlar sizi ezip geçer.
Güzel bağımlılıklarınız olsun hayatta.Sizi yerinizde saydırıp geriletmeyen, aksine hep ileriye taşıyan alışkanlıklar. Tüm dünyanın her şeyi kolay elde edip, kolay harcayabildiği bu zamanda kendinizden ruhu tutsak kalmış özgür olduğunu zanneden insanlar yaratmayın.
Herkese selam, sana hasret...
✋Bu içerik Kişisel Blog - KitapcininNotlari Tarafından Hazırlanmıştır.
Bize yapıldığını düşündüğümüz haksızlıklara çığlıklar atıyoruz hep kendi haklılığımızı sabit tutup. Kim haksız olduğunu kabul edip bunu göğüsleyebiliyor ki zaten. Bu da bir çeşit bağımlılık değil mi?
Haydi şimdi hep birlikte isyan edelim. Eski sevgililerimize, akmayan trafiğe, durmadan yağan yağmura, sonu gelmeyen doktor sıralarına, politikaya, faizlere. Ama sadece konuşalım öyle. Bizi dinleyen veya dinlermiş gibi yapan herkese haykıralım başımıza nelerin geldiğini. Acizi, yaralıyı, müzdaribi oynayalım hep birlikte. Nasılsa en iyi oynadığımız rol bu. Hep mi bize, diyelim veya ustanın repliğini haykıralım; bu da mı gol değil be, bu da mı gol değil?
Yeterince ağlayıp isyan ettik mi? Peki ne geçti elimize şimdi? Daha mı mutluyuz? Dertlerimiz, tasalarımız sonunda çözüme kavuştu mu?
Yalnızca ağlamak, acıların insanını oynamak, hep bana mı demek çözüm olmadı değil mi? Ne sanıyordunuz ki? İnsanlar kısa bir süre sizi dinleyecek, halinize üzülecek, iki vah vah diyecek ve size arkasını dönecek. Çünkü bir diğer bağımlılığımız da bu. Kimse kendi dertlerinden büyük dertleri olan insanları hatırlamak istemez. Saplantılı bir şekilde kendi derdine takılmışken ona ne sizin basit sıkıntılarınızdan.
E ne oldu şimdi? Aynısını sizde yapmıştınız değil mi?
O zaman başa alalım her şeyi. Günümüzde dertsiz insan zaten yok. Derdinizi anlatınca çözüme kavuşmayacağını da tecrübe ettiniz. Geriye oturup sorunları, nedenlerini ve yapılabilecek muhtemel çözümleri düşünmek kaldı.
Bir de bazen çok acı olsa da kabullenmek. Beklenenin gelmeyeceğini, özlemin bitmeyeceğini, gökyüzünden pembe kalpler yağmayacağını kabullenmemiz gerekir bazen.
Acıyı tıpkı sevgiyi kucaklar gibi kucaklayıp kabul ettiğinizde size düşman değil daha insaflı davranacağına emin olabilirsiniz. Bunu yapmak kolay demiyorum. Hiçbir zaman kolay olmayacak. Çok düşeceksiniz, çok kanayacak dizleriniz, dirsekleriniz. Ve tabi en çok da kalbiniz.
Kimsenin sarmasını beklemeyin yaralarınızı. Zaman kendi kendimize iyileşmeyi öğrenme zamanı. Bunu yapabilirseniz hayatta tutunabilirsiniz. Yok yapamazsanız da geçmiş olsun. Zaman, hayat, insanlar sizi ezip geçer.
Güzel bağımlılıklarınız olsun hayatta.Sizi yerinizde saydırıp geriletmeyen, aksine hep ileriye taşıyan alışkanlıklar. Tüm dünyanın her şeyi kolay elde edip, kolay harcayabildiği bu zamanda kendinizden ruhu tutsak kalmış özgür olduğunu zanneden insanlar yaratmayın.
Herkese selam, sana hasret...
✋Bu içerik Kişisel Blog - KitapcininNotlari Tarafından Hazırlanmıştır.
Yorumlar
Yorum Gönder